Öne çıkan
Yazı kategorisi: Genel

Merhaba!

Merhaba dostlar merhaba!

Bal kavanozumdaki yapışıklıktan kurtarabildiğim bir iki parmakla bir iki kelam eklemeye geldim!

Kim miyim? Yolu hep karmaşık, sevgiyle çok bulaşık, aklı bazen karışık, paylaşmaya hep açık bir küçük insanım!

Yolum ne zaman dara düşse, kendimi satırlarda boğarım…

Ellerimle yaptığım her şeyi -elimin emeğiyle, en çok da gönlümün sevgisiyle- paylaşırız diye geldim.

Paylaşırken susmam- siz bana alışın, ben size diyerekten biraz konuşmaya geldim:)

‘Birbirimizin aynasıyız, birbirimize iyi bakalım a dostlar!’ dedim de geldim:)

Sadece eğlenelim gülelim diye değil, bazen de oturup ağlayalım ki içimiz açılsın diye geldim:)

Ben geldim, hadi siz de çıkın çıkın gelin de iki kelamla yollara düşelim!

Merhaba dostlar, merhaba!!!!

Me – Gel gizli gizli:)

Yazı kategorisi: Ballı kalem

Cevap

Ah Medus!

Öyle yorgunum ki!

Gelmişten, geçmişten

ve geçememişten…

Karşı kıyıdan

Bu yakadan

Alıkoyandan,

yoldan…

Olandan, bitenden

ve bitememişten…

Taşandan, sığandan

ve dolmayandan…

Sorgudan, sorudan

ve belki de en çok

cevaptan…

Reklamlar

Nezaket

Gökyüzü yanaklarımda bugün;

İnsanoğlunun tüm nezaketsizliğine şahidim bugün

Sevmek yetmiyor bugün

Umut ertesindeyiz

Ellerimize yeryüzü bulaşmış

Arınmak zor

Arıtmak zor.

Yazı kategorisi: Ballı kalem

Sordu kadın kocaman gözleriyle.

-Sorun ne?

Adamın tüm olası cevaplarının kombinasyonlarını beyninde bir bir işlemiş olmasına rağmen, aslında beklediği cevap en klişe olanıydı. ‘Hiçbir şey.’ Bu yüzdendir ki adamın ilk cümlelerini kaçırdı. Adam anlatmaya başlamıştı, tane tane en derinine iniyordu cümleleri. Aldığı nefesi ta içine sokup en ucundaki hislerini keşfediyor, sonra paylaşıyordu. Dürüst oluyordu adam..

Kızamıyordu kadın… Çünkü aldığı her nefeste bu dürüstlüğe tutulduğunu tekrarlamıştı kendine onca yıl.. Kızamıyordu kadın.. Kapıya bakıyordu..

Yazı kategorisi: Ballı kalem

Gün sayımı

Birer birer sayar gibi yaşayın yılları

Öyle çabuk, öyle heyecanlı…

Hüzünleriniz gün sayımı,

Mutluluklarınız ömürlük.

Gülümseyin ama unutmayın gülümsetmeyi de

Öldürün içinizdeki ‘ben’i

Çekinmeyin vermekten.

Bir çocuk gülümsetin bu yıl,

Bir insanı çok sevin..

Çok isteyin bir şeyi,

Koşun peşinden ‘deli’ gibi!

Ellerinizi sevin,

Gözlerinizi ve saçlarınızı da…

Arada bir de olsa ‘dur’mayı unutmayın

Seyredin bazen,

Çabasını ‘insan’ın

Hayat bu -bir soluk-

Kıymetini bilin…

‘Çok’ta değil gizi, ‘az’ da yeterli…

Medus

Bu aralar içimde latife etme isteği önlenemez seviyelerde seyrediyor Medus. Gün başına düşen ‘parçalı bulut’ ya da ‘sağanak yağış’tan nasibimi aldıktan sonra, şakacı güneş olup kafamı çıkarasım geliyor bulutların ardından. Gülmek geliyor içimden, aramızda kalsın, öyle bir gülmek ki, ‘dur artık, altıma kaçıracağım’ repliğine layık olacak kadar sahici! Sevmek duygusu baş gösteriyor sonra içimde birden, bastıramadığın ve bastıramayacağın mide gurultusu gibi.. Histerinin doruklarını göresim var Medus, perili köşkün sahibesi olasım var.. Çok latife edesim var, çok da gülesim var..

Yazı kategorisi: Ballı kalem

aşkabilirsin

Şu hayatta her şey mümkün

Uçmak mesela!

Bir itim yeryüzünden

Bir çekim gökyüzünden

Uçabilirsin, mümkün.

Aşk mesela!

Biraz kimya

Biraz dilbilim

Belki biraz da botanik

Aşk’abilirsin, mümkün.

Bazı

Bazı şeyler soğuk.

Bazı insanlar uzak.

Bazı cümleler manasız.

Bazı sandalyeler rahatsız.

Bazı kahveler acı.

Bazı anlar yakıcı.

Bazı müzikler tırmalayıcı.

Bazı kitaplar sıkıcı.

Bazı *şeyler yavaş.

Bazı günler yoğun akıcı.

Bir de

Bu bazılardan kalanlar var.

İçimi kıpırdatanlar…

Gözlerimin içine bakanlar…

Selamlar

Boyut’

Hayat damarları

Neşe pınarları

Düşünce topları

Su aygırları

ve

mesafeler.

İki yaka

Gergedan boynuzunda

Sevda kuşun göbeğinde

Rastgele kaptan

Rastgele!